[MDTH Blog] İşçi mimarlara virüs bulaşmıyormuş, kesin bilgi yayalım…

Böyle zamanlarda, yani kriz anlarında insan daha fazla hissediyor hangi sınıfa ait olduğunu ya da kıymetinin ne olduğunu. Hadi biraz içimizi dökelim.

Artık biliyoruz ki tüm dünyayı kıskacına alan bir salgınla muhatabız hepimiz. Evlerinizden çıkmayın, teması azaltın uyarıları marş olmuş herkesin dilinde. Peki ya gerçeklik?

İstanbul’da küçük denilebilecek bir mimarlık ofisinde çalışan bir mimarım. Yaşadıklarım ve gözlemlediklerim ile şunu net olarak söyleyebilirim ki birçoklarınca kabul gören bu “evden çıkmayın marşı” mimarlık piyasasında pek kabul görmedi. Ben ve birçok meslektaşım her zamanki mesai rutinimizi yapmak zorunda bırakılıyoruz. Patron nerede peki bu süreçte? Evinde ya da özel arabasıyla 1-2 saat uğrayıp gitme pratiğinde. Bunu gördüğümden ve yaşadığımdan beri şu şekilde bağırmak istiyorum suratına “bree akılsız sen gelmeyerek hastalıktan kaçtığını mı zannediyorsun, biz çalışanlar karınca gibi bir oradan bir oraya seyahat ederken ve sen işe uğramazken kendini koruduğunu mu sanıyorsun? Tam burjuvaziye yakışır bir akıl tutulması, itiraf edeyim ben hasta olduğum zaman sen de olacaksın, eşin de olacak, çocukların da, sevdiğin-değer verdiğin diğerleri de?” Peki, bağırabiliyor muyum? Hayır, çünkü işsiz kalma korkusu duyuyorum, çünkü örgütsüzüm, çünkü arkamda olacak bir meslek odam ya da sendikam yok, çünkü, çünkü, çünkü… Bahane gibi görünen tüm bu çünküler aslında biz ücretli çalışan mimarların gerçekliği, bir diğer gerçekliği ise söylenip söylenip harekete geçmemesi. En basitinden biliyorum ki sürekli meslek odasından şikâyet eden, her fırsatını bulduğunda yerden yere vuran büyük bir güruh var. Sorsan, en son seçimlerde oy kullanmaya geldin mi ya da her üyeye açık olan yönetim kurulu toplantılarına katıldın mı ya da seninle aynı sorunları yaşayan diğer meslektaşların ile bir araya gelmeye çalıştın mı diye, cevap kocaman bir hayır. Yeni yüzyılın alametifarikası bu olsa gerek, şikâyet edip “durmak”.

Sonuç olarak şu melanet bir kez daha gösterdi ki, sağlığımız ya da hayatlarımız patronların iki dudağı arasında, ne arkamızda biz yığınları düşünen bir devlet var ne de bir örgütlülüğümüz. Bolca kendi kendimize kalacağımız şu günlerde durup bir düşünelim ne yapmalı diye ve lütfen harekete geçelim.

Bu da keyfe keder karantina günlerinde bir iç dökmesi olsun tüm meslektaşlarıma, sağlıcakla kalalım…

Tanısan çok seversin.